| Bay-kal zamanı bitti, şimdi bay-git zamanı |
| Salı, 13 Kasım 2007 | ||||||
|
CHP, katkılarından ve sorumluluklarından çok, hükümete karşı olumsuz eleştirileriyle tanıdığımız bir parti. İktidar partisinin attığı her adımından haberdardır, bu, muhalif bir parti olması gereği yadsınamayacak bir durum, ancak böyle bir durumu siyasi arenada kendi siyasetinin malzemesi haline getirirken, aynı zamanda iktidar partisine ayak bağı olduğunun da farkına varabilmelidir. Muhalif bir partinin görevi, gerektiğinde karşısında durduğu iktidarın, yeri geldiğinde yanında poz verebilmesidir. Oysa CHP, bize haklı haksız her zaman iktidarın karşısında olduğu şeklinde tanıtmıştır muhalefeti. Parti, izlemesi gereken vizyonunu, iktidara karşı yapıcı olumlu ve olumsuz eleştirilerini bir kenara bırakıyor ve belki de her zamankinden daha güvende olan cumhuriyetin, ‘elden gidiyorlar’ına kaptırıyor kendini. Anlaşılan CHP, sinema oyuncusunun –Erol Taş’ın- rol gereği oynadığı kısa zamanlı sert üslubunu, kendisinin uzun vadeli politikası haline getirdi ve bunu değişmemekte de kararlı gözüküyor. Öncelikli görevini unutması CHP’ye pahalıya patlayacağa ve yeni bir vizyona götürmeye zorlayacağa benziyor. Bu durum parti içinde çeşitli görüş ayrılıklarını körüklemiş, ayrılıklar parti içinde muhalif görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Partinin değişmeye karşı direnci, haklı olarak ‘Parola 999’ hareketinin patlak vermesine sebep olmuştur. Bu tür bir hareket, partinin tarihinde ilk değildir. Daha önce de 555 ve 666 hareketleri gerçekleşmiş, Baykal bu hereketlere katılmış ve dönemin başbakanı Adnan Menderes hükümetini eleştirmişti. Hareketlerin amacı, partinin yönetim kadrosunda değişikliğe gitmek ve gücünü oturduğu koltuktan alan partideki hakim statükoyu böylece kaldırabilmek. Bu hareketin ortaya çıkmasında üç ana sebep var. İlki, seçim sonuçlarını tam bir başarısızlık olarak nitelendiren ve bunun nedenini Baykal’ın statükocu tavrına ve koltuk sevdasına bağlayan CHP’li muhaliflerin değişime direnen parti yönetimini değiştirmek istemeleri ve Baykal’ın istifa etmesi gerektiği yönündeki teklifleri, ikincisi, yine aynı parti içi muhaliflerin, partideki yönetim kadrosunun partinin misyonunu değiştirdiği yönündeki inançları, üçüncüsü ise, yönetim kadrosunun, parti tabanı ve halk ile arasında kapalılık olduğu yönündeki CHP’li muhalif görüşler, ve partinin ‘sağ’a doğru kaydığı endişeleridir. Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olarak kabul gören ve 70’lerde ‘demokratik sol’ olarak karşımıza çıkan parti; böylece devlet partisinden halkın partisine, düzen partisinden değişimin partisine doğru yön değiştirmişti. Kendi seçtiği delegelerle yıllarca partinin genel başkanlığını yapan Baykal, buna rağmen halktan yeterli oy almayı başaramamıştır. Bu durum yenilginin yanısıra, yönetim kadrosunun, parti tabanına ve halka kapalı olduğu yönündeki görüşleri desteklemektedir. Halka kapalı olması, partinin, kazandığı ‘halkın ve değişimin partisi’ rütbesini kaybetmesine neden olmuştur. Partinin taraftar kaybetmesini, ihtiyaçlara cevap verememesini ve parti içi muhalif hareketlerin ortaya çıkmasını bu rütbeyi kaybetmesinde aramak gerek. CHP’nin 70’lerde olduğu gibi köklü bir değişime, ve daha önceden yaşadığı 999 gibi hareketlere ihtiyacı var. Bu bir anlamda Bay-kal döneminin bittiğine, bitmesi gerektiğine götürüyor bizi. Ancak partinin, Türk siyasetinin Erol Taş’lığını bırakması gerekiyor önce.
Turgut ÖZATLI Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Okuyan: 1999
Yorumlar
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||
| < Önceki |
|---|










