| Çuvaldızı Kendine, İğneyi Başkasına Batırmak |
| Cuma, 30 Kasım 2007 | ||||||
|
Türkiye tarihi süresince farklı sebeplerden yirmi dört kez ırak topraklarına girdi, ve şimdi buna bir yenisini daha katıyor. Türkiye'nin bu süreçte iki seçeneği bulunuyor. Ya bölgesel bir Kürt devletinin kurulmasına göz yumacak, ya da ABD gibi büyük bir süper gücün karşısında yer alma cesaretinde bulunacak. Süreç, Türkiye'yi çıkmaz bir sokağa sürüklüyor. Ancak çıkmaz sokağa giren yalnızca Türkiye değil. ABD için de bu konuda iki seçenekten fazla alternatif görünmüyor.. Türkiye gibi bir müttefikini (en azından şimdilik) kaybederken, büyük Ortadoğu projesi için vazgeçilmezlerinden olan Kürt desteğini kazanacak. Ancak bu durumun tam tersi de olabilir. ABD'nin nihai amacı, Kuzey Irak'ta bölgesel bir Kürt devletinin kurulması değildir. Bu sadece nihai amaçlarını gerçekleştirmesi için bir araç olabilir. Bölgesel bir Kürt devletinin varlığı, büyük Ortadoğu projesinin bir parçasıdır. Bunun yanında ABD, bölgesel bir Kürt Devleti için bu projesini ikinci plana atacak değildir. ABD'nin bütün ilişkilerinin özünde Büyük Ortadoğu Projesi'ni gerçekleştirmek istemesi yatıyor. Bunu hayata geçirmek için bölgedeki devletlerle yoğun ve karmaşık ilişkiler içinde bulunuyor. Amerika, bölgedeki devletlerden daha fazla söz sahibi konumuna geliyor. Ortadoğu'nun kaderini, Dünya'nın her yerinde sözü geçen bu "ağabey" belirliyor. Türkiye'nin kendi sınırları içinde bir tehlike varsa, bunun çözümünü başka yerde aranmaması gerekiyor. Türkiye, kuzey ırak'a yaptığı bir operasyonun sebebini, her ne kadar terör amaçlı yaptığını söylese dahi, operasyon etnisiteye yönelik olarak algılanabilir. Türk kamuoyunun Irak'taki Kürt oluşumundan duyduğu endişenin arkasında, buranın PKK'nın asıl eylem sahası olmasından ziyade, bağımsız bir Kürt devletinin kurulması olasılığının giderek netleşen, gözle görülür bir hal alması yatıyor. Türkiye'deki Kürt varlığı, sayısı beş milyon olan Kuzey Irak'taki Kürt varlığının yaklaşık üç katı. Dolayısıyla bağımsız bölgesel bir Kürt varlığı, Türkiye'deki Kürtleri ayrılıkçı bir tavır içine sürükleyebilir. Bu durum medyada, Türkiye'nin Kuzey Irak'ta kurulacak bir Kürt devletinin tehlike olarak görülmesi, içerideki Kürt gerçeğiyle mücadeleden kaçmasıdır, şeklinde yorumlanıyor. Sınır ötesi, kalıcı bir çözüm olmayacağı gibi, Irak üzerindeki çıkar çatışmalarına giren devletlere bir yenisinin daha katılmasından başka bir sonuç da vermeyecektir. Kanaatim, olası bir sınır ötesi harekatta, öncelikli silahların gölgesinde olmayan bir siyaset yapılması ve askeri gücün ikinci planda tutulması gerektiği yönündedir. Türkiye askeriyenin görüşünü dikkate almakla birlikte, diğer alternatifleri de göz ardı edemez. Bu yüzden farklı yaklaşımları bölücülük, bunu dile getirenleri ise düşman olarak görmekten vazgeçmemiz gerekiyor. Sınır ötesi operasyon, Türkiye'ye yarardan çok zarar verecektir. Bu durumda Türkiye'nin iğneyi mi, çuvaldızı mı kendine batıracağına karar vermesi gerekiyor. Turgut Özatlı Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Okuyan: 2116
Yorumlar
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








