| EMEP: "Bayramda Yardım İstismarcılığı" |
| Çarşamba, 26 Aralık 2007 | ||||||
|
Bayramda Yardım İstismarcılığı En zor anlatılacak şeylerden birisi; yoksul ve muhtaç insanlara bir yardım yapılıyorsa, yardımı yapanın niyeti ne olursa olsun, bu yardımı eleştirmektir. Hele dini bayramlar gibi, İslam geleneği açısından “yardımlaşma”nın, “dayanışma”nın ibadet düzeyine yükseltildiği günlerde bu eleştiriyi yapmak daha da zorlaşmaktadır. Ama, kimi AKP’ye ve hükümete çok yakın olan, kimi ise çeşitli tarikat çevrelerince kurulan dernek ve vakıfların faaliyetlerine bakılınca; bu “zor”u göze almak gerekiyor. Çünkü; “yardım adı altında ne yapılıyor”, “toplanan büyük paralar nereye harcanıyor, hangi çevrelere gidiyor” bu tamamen belirsizdir. Etiyopya’da, Sudan’da, Somali’de...kurban kesmek ve yoksullara dağıtmak için büyük paralar toplanıyor; ama buralarda gerçekten “kurban kesiliyor mu”? Bunun bir denetçisi var mıdır bilinmiyor. Görünen böyle bir uluslararası denetim kuruluşu yoktur. Ama Avustralya’dan ABD’ye, Türkiye’den İngiltere’ye kadar bir vakıf para topladı.( Kampanyanın boyutları şu soruları gündeme getiriyor: “Büyük ve uluslararası bir dolandırıcılık kampanyası mı yürütülüyor, yoksa politik amaçları da olan, yoksulların bir kez daha istismar edildiği bir operasyonla mı karşı karşıyayız?” Hele, geçen yıllarda benzer gerekçelerle büyük paralar toplayan ve Almanya’da büyük bir dolandırıcılık skandalına imza attığı mahkemelerce de kanıtlanan “Deniz Feneri” organizasyonunun anıları henüz bu kadar yeniyken.) Bu vakıf haftalardır, Türkiye’de neredeyse bütün bilbordları ve tüm TV kanallarını kapattı adeta. Buna bakınca, arkasında hükümet ve yerel yönetimlerin yakın çevrelerinin olduğu, bu vakfa uluslararası alanda da para toplama izni verildiği anlaşılıyor. Önceki günlerde Zaman gazetesini manşetinden duyurulan, özellikle zengin kimi kişilerin organize edilerek Doğu illerine “ziyaretler” düzenleyen bir derneğin, bu illerde kurban kestirip dağıttığı ve bunun üstünden yoksullara yönelik bir istismar kampanyası yürüttüğü anlaşılıyor. Gazetedeki haberin içeriği de, “kurban eti yardımı”nın, dini kaygılardan uzak, hatta ticari olmaktan çok siyasi sonuçlar amaçlanarak yapıldığını göstermektedir. Hele zaman gazetesinin bu derneğin faaliyetini “Doğu’da kardeşlik tablosu” olarak sunmasının, ülkenin en hassas sorununa “kurban eti dağıtma üstünden müdahalesi”nin anlamı ne olabilir? Evet, her şeye “muhtaç” hale getirilmiş insanlara, üstelik de onları muhtaç hale getiren güç odakları tarafından “Yardım yapıyoruz” adı altında birkaç kilo et verilmesi, gazete manşetlerinde, afişlerde, TV kanallarında gösteriye dönüştürülüyorsa, elbette ki bundaki “dini” amaç ortadan kalkar. Çünkü, İslama göre “yardım”ın gizlice, insanları rencide etmeden yapılanı “makbul”dür. Bu yüzden de bu dernek ve vakıfların, onların faaliyetlerini propaganda eden basın ve TV kanallarının “yardım”dan amacı, tamamen siyasi rant sağlamaktır. Hele derneklerin, tarikatların, siyaset erbabının amaçlarına hizmete dönüştürülmüşse, artık karşımızda “yardım kuruluşları” değil; amaçları başkalaşmış takiye kurumları vardır. Burada söz konusu olan; yardım edilip edilmemesinden, hatta bu kurumların amaçlarından da öte, ülkede devletin sosyal yardım politikalarının, sosyal güvenlik sisteminin halkın çok geniş kesimleri için anlamlı olmadığının görülmesidir. Dolayısıyla bu istismarı önlemenin yolu, -tabii ki önlemek isteyenler için- yoksullara bayramdan bayrama küçük yardımlar yapmak ya da Ramazan’da iftar çadırları kurmak değil; her insanın, kimseye muhtaç olmadan yaşayacağı bir gelirin sosyal güvenlik sistemi tarafından sağlanmasıdır. Böylece yoksullar, zenginlerin; din istismarcısı, vicdan sömürücüsü kimi kurum ve kuruluşların “hedef kitlesi” olmaktan çıkar. İnsanlığın bugün ulaştığı uygarlık aşaması ve Türkiye’nin ulaştığı ekonomik güç, yoksullarına da kimseye muhtaç olmadan, el açmadan yaşayacakları bir sosyal yardım sağlayacak düzeydedir. Bunu yapamayan iktidarların iki amacı olabilir: Bunlardan birincisi, bu alana ayrılacak parayı “gereksiz masraf” olarak görmek; ikincisi ise yoksulların yoksulluğunu da istismar ederek, ek bir rant sağlamak. Çoğu zaman da ikisi birden! Burada uygarca olan, insani olan, zenginin yoksula yardım etmesi değildir. “Bakın zenginlerimiz kırıntılarından yoksullara nasıl veriyor? Batı’da bunlar yapılmaz. Yoksul insan sokakta açlıktan ölür. İslamın, Türkün üstünlüğü buradadır” gibi bir propaganda, elbette saçmadır. Asıl övünülecek olan, yardıma muhtaç kimsenin yaşamadığı bir ülkedir. Ne var ki AKP Hükümeti, yoksulluğun yaygınlığından ve derinliğinden, giderek büyümesinden yararlanarak, yardımı da (devletin, yerel yönetimlerin ya da kimi “yardım dernekleri”nin ve kişilerin) gösteriye dönüştürmektedir. Ve AKP, bu durumdan rant sağlamada bütün eski sermaye partilerini geride bırakmış olmakla övünmektedir. Kuşkusuz burada asıl olan; işçilerin, emekçilerin ileri kesimlerinin talebi; yardımların artırılması değil, zenginlerin ya da özel günlerde az çok varlıklı olanların yardımına muhtaç olan kimsenin kalmadığı bir sosyal yardım, bir sosyal güvenlik sistemi için mücadeledir. Herkese sağlık, güvenli bir gelecek için hep birlikte mücadele etmekten başka çaremiz yoktur. 25.12.2007 Emek Partisi (EMEP) Bolu İl Örgütü Okuyan: 173
Yorumlar
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








