Ana Sayfa
Cumartesi, 05 Temmuz 2008
 
 
HABERLER
Ana Sayfa
Manşet
Asayiş
Bilim-Teknik
Eğitim
Ekonomi
Kültür ve Sanat
Siyaset
Sağlık
Toplum ve İnsan
Yerel Yönetimler
Basın-Yayın
Hava-Yol
Spor
ÇEŞİTLİ
Günün Fotoğrafı
Ziyaretçi Defteri
Defteri Oku
Deftere Yaz
Çok Okunan Haberler
Hayatımızın Programcıları
Pazartesi, 07 Ocak 2008
Kim  mi  bunlar? Örneğin  anne  babalar, öğretmenler, din adamları  ve  politikacılar. Programcılarımızdan  en  iyi niyetli, aynı zamanda yaşamımızda  en  onarılmaz  yaralar açanlar  anne  babalar. Çocuklarına  kendilerince  en  iyiyi , en  doğruyu  vermeye çalışırken  farkında  olmadan  bütün beklentilerini  ve  korkularını da yansıtıyorlar. Böylece çocuk  kendisini  tam  bir  çıkmazda  buluyor. Bir  tarafta kendi  bireysel  istekleri  doğrultusunda  hayatını  yaşamak istemesi, diğer  tarafta  anne  babanın  istekleri doğrultusunda  yaşamaya  koşullandırılması.  Ve  çocuk kendisini  ödünç  bir  yaşam içinde  bulmakta  geçikmiyor, ne  kadar  sevecen  olursa  olsun  ,anne  baba  nın  bilinç altı  doyurulmamış  istekerine  gerçekleştirmek  için, çırpınıyor  ,çırpınıyor. Ciddi  boyuttaki  bir  çok  psikolojik rahatsızlığın  kökeni,  bu  iyi  niyetle  anne  baba proglanmasına  dayanıyor. Çocuk  anne  babaya  bağımlı  ve  şevkate ihtiyacı  olan  bir  varlıktır. Değerli  olduğunu hissetmeye  ve  onaylamaya  gereksinir. İşte  bu  doğal insani  gereksinimleri  aile  yapısı  içinde  kolaylıkla yönlendirerek  karşılanabilir. Tanrı’yı  da  tıpkı  bir  anne baba  gibi  gerektiğinde  yargılayan  ,gerektiğinde  seven, onu  kurallaranıa  uyulursa  ödüllendiren,  uymadığında cezalandıran  bir  karakter  yapısıyla  tasvir  eden  öğretiler ve  bu  öğretileri  veren  din  adamları,  insanın  çocuksu  bağımlılık  yönüne  hitap  eder.  Yetişkin  insanın  (sözcüğün  gerçek  anlamıyla-  yaşça  değil  ruhça -) tepeden  inme  kurallarla  hayatını  yönlendirme  ihtiyacı  yoktur. Zaten  öz  saygısıyla  okadar  kurallar  öyle   emrettiği  için  değil,  yanlışı  doğruyu  seçebilecek olgunlukta  olduğu  için  kimsenin  hakkına  herhangi  bir şekilde  tecavüz  etmeyi  düşünmez  bile.  Yetişkin  insan , özgür  ve  özgürlüğün  getirdiği sorumluluğun  bilincindedir.  Bedenen  yetişkin  ama  çocuk  insan  ise  bağımlı  ve  sorumsuzdur.  Başına  gelen hiç bir  şey  onun  suçu  değildir. Yani  sorumlu  değildir. Suç,  anne  baba nın ,toplum un  suçu  yada  Tanrı’nın  takdiridir. İlahi  bir yöneticinin  sözünden  dışarı  çıkmakta  haddine değildir.  Kendi  nefsini  kendisinin  denetleyebileceği  olgunluğa sahip  olmadığı  için  anne, baba  ve  Tanrı  tarafından denetlenmeye  ihtiyacı  vardır. Din  adamlarının  öbür  dünyadaki  cenneti  programladıkları gibi , politikacıda  bu  dünyadaki  geleceği  programlar. İkiside   gelecekte şimdiden  daha  iyi  şeyler  vaat  eder. Henüz  “var olmayan” geleceğe  ulaşmak  için  ikisi de  “her  yolun mübah” olduğuna  inanır , inandırır. barışı  elde  etmek  için savaşmalıdır. Geleceğe  bir  an  evvel  ulaşmak  için,  şimdi bir  an  önce  geçmiş  olmalıdır.  Bu  iki  programcıda , ne  kadar  iyi  niyetli  olursa  olsunlar, insanın   gereksinimi  vardır. İnsan  yaşamanın  ortalama  yüzde  doksanı  kendisine  “değer” ve  “önem” kazandıracak,  psikolojik  “okşama” arayışıyla  geçiyor. Çünkü  bu  okşanmalar,  onayın  sembolüdür. Kimliği  sürekli  “var”  tutabilmek  için  bir  çok  strateji  kullanılır. Kimi   kimliğini  çok , daha  çok  maddeye  sahip  olarak  bulacağını  sanır.  Çünkü   “kim olduğu” , “neye”  sahip  olduğuna  bağlıdır. Bir  başka  kimlik  bulma  yöntemi  de ,  Ego ’yu  şişirecek  kadar  bir  grubun  üyesi  olup  paylaşılan  bir  inanç  sistemine  ait  olarak  kendini  önemli   hissetmektedir.  Bu  “ait  olma  kimliği” nin  sürekli  desteklenmeye  ihtiyacı  vardır.  İşte  polikikacı  bu  desteği  Ego’nun  şiddetli  tepkisini  gerçek  yada  hayali  tehlikeye  karşı  uyararak  sağlar.  İnançlara,  sahip  olunan  şeylere  yada  kişinin  kimlik  duygusuna  karşı  olan  her  tehlike,  düşüncesiz,  sorumsuz  ve  genellikle  şiddete  dayanan  reaksiyonlara  neden olur. Duyguların  yönlendirilmesi, mantığın yönlendirilmesinden çok  daha kolaydır. Bir zamanlar “din elden gidiyor”, “mülkiyet  elden  gidiyor”, “karının  namusu  elden  gidiyor” gibi  gerekçelerle  “komünizmi anlatan”  politikacılar,  insanın  mantığına  değil  duygusal  yanına  hitap  ederek  halktan  istedikleri  reaksiyonları  kolaylıkla aldılar. Bu  arada “akla” hitap eden  kitapları yasaklamayı da  ihmal  etmediler  tabii. Olgun  insan,  “olmakla” benliğini  çocoksu  insan, “sahip olmakla” kimliğini  bulur. “Otorite” yi  temsil  eden  her  şey  anne,baba, Tanrı  devlet- başarısını  insanın  bir  türlü  kurtulamadığı  çocoksu bağımlılık  ihtiyacına  borçlu. Ama  salt  ego  tatminine  ve maddeci  anlayışa  dayanan  felsefe  son  dönemini yaşıyor. İnsanlara  vaat  edilen  cenneti  veremediği  ortada. Çünkü içinde  yaşadığımız  dönemde  insanlar  her  zamankinden daha  mutsuz, daha doyumsuz. İnsanları  nesneleştirerek, kendine  yabancılaştırarak,  bireyselliği  yok  ederek  toplumu  tek  bir  varlık  olarak  gören  politik  anlayışlar  da   son  dönemlerini  yaşıyor. İnsanlık,  her  şeyi  bilen  otoritelerin  mutlak  doğrularını  artık  sorgulamaya  başladı. Çocukluk  döneminden  yetişkinliğe  geçmek  kolay  değil. Çünkü  özgürlük  ve  sorumluluğu  bir  arada sırtlamak  kolay  değil. AMA  ÇOCUK  BÜYÜYOR.
Okuyan: 1335

Yorumlar
RSS yorumları

Yorumlar
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
Sonraki >
Yelda Baykız
 
Kişiliğiniz Yoksa...
 
Diğer Yazıları
Sinan Bilir
 
Bugün, Kabul Günüm
 
Diğer Yazıları
Mehmet Demirok
 
Kasıt Yok Mu Bu İşte?
 
Diğer Yazıları
Selçuk Akyol
 
Bize Ne Oluyor?
 
Diğer Yazıları
Çetin Bozkurt
 
Özel İnsanlarımız...!
 
Diğer Yazıları
Fatih Karataş
 
Küçük Çocuk
 
Diğer Yazıları
Turgut Özatlı
 
İktidarın Artıları Eksileri
 
Diğer Yazıları
Sacit Ekerim
 
Çalıştığın Kadar Varsın
 
Diğer Yazıları
Sizden Gelen
 
Çanakkale Asla Geçilmeyecektir
 
Diğer Yazılar
AA - İHA Abonelik
Bolu Haber Bolu Haber - Hayatımızın Programcıları

AA - İHA

Bolu Haber,
Anadolu Ajansı ve
İhlas Haber Ajansı
Abonesidir.

Bolu Haberleri Sitenizde
Ziyaretçi Bilgisi
Bugün278
Dün1377
Bu Hafta7344
Bu Ay5784
Toplam378416