Ana Sayfa
Cuma, 09 Ocak 2009
 
Seyfulah Sağlam - Her Yönüyle Aşure
Cuma, 18 Ocak 2008

Aşure; hicri takvime göre muharrem ayının onuncu gününe verilen addır. Bu günde bir çok olayın meydana geldiği rivayet olunmuştur. Peygamber Efendimizin bu güne verdiği önemi “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan aşure orucudur” hadisi şerifinden anlamaktayız.

Aşure, Hz. Nuh’tan itibaren bütün sami dinlerde mevcuttur. Cahiliye devri Arapları, ataları Kabe’yi inşa eden İbrahim Peygamberin bu günde doğduğuna inanarak bu günde oruç tutmuşlardır. Peygamber Efendimiz, Hz. Musa ve İsrail oğullarının bu günde Firavunun elinden kurtulduğunu ve Hz. Nuh’un gemisinin Cudi Dağı'na bu günde oturduğunu söyleyen Yahudileri tekzip etmeyip hatta, “Biz Musa’ya sizden daha layıkız” diyerek bu günde oruç tutulmasını emretmesi, bu günün Nuh Peygamberden itibaren bütün Semavi Dinlerde önemli bir yer tuttuğunun göstergesidir.

Ayrıca, bazı kitaplar, bu günü,Hz. Adem’in tövbesinin kabul edildiği, Hz. Yunus'un balığın karnından çıkarıldığı, Hz. Musa ve Yunus’un doğduğunu, Hz. Süleyman’a mülkün verildiği, Hz. Davud’un tövbesinin kabul edildiği, Hz. Peygamberin geçmiş ve gelecek bütün günahlarının affedildiği teminatının verildiği gün olarak zikretmektedirler.

Bütün bunların yanında aşurenin İslam tarihinde farklı bir üzücü olaya da şahitlik ettiği bilinmektedir. 10 Muharrem 680 yılında Hz. Hüseyin Kerbela’da şehit edilmiştir.

Aşure günü, oruç tutmanın fazileti konusunda sahih hadislerin bulunmasına karşılık o gün yıkanmak, gusletmek, gözlere sürme çekmek, süslenmek, kına yakmak, bayramlaşmak, aşure pişirmek, sadaka vermek, kurban kesmek gibi fiiller hakkında hadisi şerife rastlanmamaktadır.

Aşure günü Yahudiler de oruç tutmaktadır. Peygamber Efendimiz, hem onları taklit etmemek, hem de hurafelerinin İslam bünyesine katılmasını engellemek için müminleri uyarmış, sadece aşure günü değil, Muharrem ayının ya dokuz ve onuncu günü, ya da on ve on birinci günlerinde bu orucu iki gün olarak tutmalarını tavsiye etmiştir.

Ayrıca, aşure gününde Türk - İslam toplumunda bu günün adını taşıyan bir tatlı yapıp dağıtma geleneği de vardır. Bu tatlının tarihi gelişimi konusunda tarih kitaplarımız, Nuh Tufanında, Hz. Nuh ve gemisindeki ahali kırk gün su üstünde kalmış, kırkıncı gün sular çekilince yiyecekleri de azalmıştı. Hz. Nuh, ambarda kalan yiyecekleri birbirine karıştırarak bu aşı dağıtmıştır. Bu günden itibaren İslam toplumunda dağıtılmaya devam edilen aşure, Osmanlı döneminde sarayda pişirilip dağıtılmıştır. Helvacıların nezaretinde aşçılar ve kiler ağaları tarafından hazırlanan aşure, Muharrem ayının onundan itibaren “aşure testisi” adı verilen özel kaplarla saray dairelerine ve halka birkaç gün süreyle dağıtılırdı. Anadolu’da zengin aileler ve esnaf teşkilatları tarafından pişirilen aşure sebilciler, duagular ve halkın iştirak ettiği merasimlerle dağıtılır, bazı bölgelerde aşure dağıtımından sonra kurban kesilirdi. 

Seyfullah Sağlam

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır


Okuyan: 2993

Yorumlar
RSS yorumları

Yorumlar
  • Konu ile alakalı olmayan ve BÜYÜK HARFLE yazılan yorumlar, yayınlanmayacaktır.
  • Kişi veya kurumlara yönelik hararet vb. olumsuzluk içeren yorumlarda sorumluluk, yorum yapana aittir. Yorumun aktif edilerek haber altında gösterilmesi, sorumluluk sahibini değiştirmez.
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Bu habere yorum yapılırsa, bana e-posta gönderilsin

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >
Ziyaretçi Bilgisi
Bugün5419
Dün4757
Bu Hafta23370
Bu Ay40737
Toplam802315