| Son Peygamberi Tanımak |
| Salı, 22 Ocak 2008 | ||||||
|
Kuran-ı Kerim O’nun bu halini şöyle ifade eder: “Ey şanlı Peygamber! Biz seni insanlar hakkında şahit, müjdeci, uyarıcı, Allah’ın izniyle O’nun yoluna davet eden bir peygamber ve aydınlatan bir ışık olarak gönderdik” (Kuran-ı Kerim, Ahzab Suresi 45. Ayet). Peygamber Efendimizin (s.a.v) hayatı bu ayetlerin manasını hep göstermiştir. Adeta O hayatı itibariyle yaşayan ve yürüyen bir Kur’an olmuştur. Hz. Muhammed (s.a.v) insanların lehinde ve aleyhinde, onları iyiye çağıran bir şahit ve rehberdir. Efendimiz bu halini şöyle anlatır: “Benim ile ümmetimin misali çölde ateş yakan bir adama benzer. Ateş yanınca kelebekler, pervaneler onu ışık zannedip ona doğru uçmaya başlarlar. Adam merhametinden onları ateşten uzaklaştırmaya çalışır; ben de sizin ateşe girmemeniz için uğraşıyorum, fakat siz ateşe doğru koşuyorsunuz.” O, bir şahittir; yani, doğruyu gören ve ümmetini gördüğü doğruya götüren bir rehberdir. Bu sebeple hayatını insanlığa adamış, insanoğlu iman etsin, zulmü bıraksın, diye kendi çevresinde gidilmeyen kabile, çalınmamış kapı bırakmamıştır. O bütün insanlığı bir Allah'a kul olmaya, onu sevmeye ve onun için sevmeye çağırmıştır. Peygamber Efendimizin (s.a.v) dilinde öncelikle hep sevgi çağrısı, hep cennet müjdesi olmuştur. O, bu haliyle Kur’an'ın yaşam diline bir tercümesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) cennet müjdesini şöyle ifade ediyordu: “Bana altı şey hakkında söz verirseniz, ben size Cenneti söz veririm; o altı şey şunlardır: Mutlaka doğruyu konuşun, söz verdiğinizde sözünüzü tutun, emanete hıyanet etmeyin, iffetli olun, zina etmeyin; gözlerinizi harama kapayın, ellerinizi haramdan uzak tutun.” Allah Resulü (s.a.v), bu sözleriyle cennet müjdesi vermekle beraber ahlak medeniyeti de müjdeliyordu. Huzur toplumuna giden yolu gösteriyordu. Çünkü, O, rahmet peygamberiydi; insanlığın mutluluğu onun sevdasıydı. O, aynı zamanda bizi bekleyen dünya ve âhiret tehlikelerine karşı bir koruyucu ve bir uyarıcıydı. Efendimiz (s.a.v) Ebu Kubeys Dağından yaptığı çağrı bunun en güzel örneklerinden birisidir: “Ey Mekke Halkı! Size şu dağın arkasından gelecek bir ordunun Mekke’ye saldırmak üzere olduğunu söylesem, benim doğru söylediğime inanırmı sınız?" Halk cevap verir: "Senin yalan söylediğini hiç görmedik, neden inanmayalım." Peygamber efendimiz sözlerine şöyle devam eder: "Ben tek ve bir Allah'a inanmayanların çok şiddetli bir azaba düşecekleri hususunda sizler için bir uyarıcıyım. İman edin ateşten kurtulun.” Hz. Muhammed (s.a.v) varlık gayesi her çirkine karşı bizi uyarmaktı. Fitne, fesat, yalan, isyan, duyarsızlık, ayrılık, hırsızlık, cinayet, zina ve zulüm Efendimizin bizi uzak durmamız, kaçınmamız hususunda pek çok kez uyardığı şeylerden yalnızca bir kaçıdır. Adeta O, bizim için insandan ve cinden olan şeytanlar tarafından kurulan tuzakları haber veriyordu. Bizi sevdiğinden, bizi cennette istediğinden bize doğru yolların haritasını çiziyordu. Her Mevlit Kandili, her kutlu doğum haftası son Peygamberi tanımak, tanıyıp onun gibi güzel insan olmak için bir fırsattır. Yazılmış duran onlarca Peygamber Efendimizin hayatını anlatan kitap, feyz ve bilgi dolu konferanslar bizi beklemektedir. Mevlit Kandillerini gerçek manasıyla idrak etmek, Hz. Muhammed'i (s.a.v) tanıyanlara, tanıyıp tanıtanlara O’nun sünnetiyle yaşayanlara nasip olacak bir servettir. Bu büyüklüğün hepimize nasip olmasını dilerim. Sacit EKERİM Okuyan: 2102
1. 12.02.2008 10:50 allah herkese nasip eder inşallah hocam öncelikle ellerinizden öper herseyin gönlünüzce olmasını dilerim sizden cok şey ögrendim.. 2007 yılının eylül ayında sizinle birlkte umre ziyaretinde aynı odayı paylaşmıştık ilminize hayran kalmıstım helede medineyi anlatan biryere götürmüştünüz bizi oradan aldıgım cd leri hala izliyorum hocam allah sizden razı olsun umarım birgün yine karşılasırız allaha emanet olun .... Misafir Yorumlar
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




Nice insanların doğduğu günler vardır. O günler insanlık için karanlık bir tarihin başlangıcı sayılabilir. Muhammed Mustafa'nın (s.a.v) doğumu yeni bir medeniyetin, gücünü şefkat ve merhametten alan bir anlayışın doğması ve yeryüzüne gelmesi manasını taşımaktadır. 








