| İktidarın Artıları Eksileri |
| Salı, 05 Şubat 2008 | ||||||
|
Diğer partiler mevcut taraftarlarını koruma anlayışı içinde olurlarken, AKP"nin taraftar toplamaya yönelik bir parti olduğu gözlemlenmektedir. Bu yüzden partinin, hem 22 Temmuz seçimlerinde aldığı galibiyeti, hem de diğer partilerden koparmayı başardığı taraftarları bu durumla açıklamak yerinde olacaktır. AKP"nin bütün ülkeyi hedef kitle olarak görmesi, bunun yanında her kitlenin farklı ve birbirleriyle kutup fikirlere sahip olabileceği gerçeği, partinin, bazı ilkelerinden taviz vermesine sebep olabilmektedir. Bunun yanında, diğer partilerin "bütün kitle anlayışı"na ters düştükleri, bu parti ile ancak kendi kitlelerine hitap edilebilirlik ölçüsünde uzlaşmaya çalıştıkları görülmektedir. Bu sebeple DTP Kürt, CHP laiklik, MHP ise milliyetçilik meseleleri ölçüsünde bu parti ile alışveriş içerisinde olmaktadırlar. AKP ise, tüm bunlardan farklı olarak bunlara bir bütün olarak bakmayı tercih etmiş görünüyor. İslamcılık yerine muhafazakar demokrasiyi ikame etmeye çalışan partinin, bazı reflekslerce tepkiyle karşılanmasını doğal bulmak gerekir. Türkiye"de yapısal değişim nedeniyle yaşanan gerilimlerin nedeni, laik kesimlerin yapamadığının dindar siyasetçilerin yönettiği AKP"nin eliyle yönetiliyor olmasındandır. Ancak, şunu belirtmek gerekir ki, partinin bu konumunu koruyabilmesi; edindiği aydınlanmacı ve kalkınmacı siyasetini sürdürebilirliği, Kürt meselesine gözle görülür bir bakışla yaklaşabilmesi, AB ile gündeme gelen 301 hakkındaki geniş hukuki açılımlarıyla olanaklıdır. Kötünün iyisi olan AKP"nin, bunları yerine getirebilirliği konusunda sıkıntılarla karşılaştığı görülmekle birlikte, anayasa değişikliği ve 301 konusunda hevesi kursağında kalan partinin, şimdi bunları halletmeden başörtüsü sorununa geçmesi, partinin sorunları gündeme getirmede başarılı olduğunu, çözüm üretmede ise yetersiz kaldığını göstermektedir. Elini kolunu sallayarak bu yasaları değiştiremeyeceği gerçeğine sahip olmasının yanında partinin, çözüme odaklı bir süreç içerisinde olması, bunlar üzerinde daha fazla kafa yorması gerekiyor. Tüm kesimlere seslenebilme amacını gütmesi, "AKP gestaltçılığı" şeklinde yorumlanabilir. Partinin böyle bir amacı gütmesi, bunu layıkıyla yerine getirdiği manasına gelmediği gibi, bunu başarmadığı anlamına da gelmiyor. Partinin tüm kesimleri temsil edebilirliği; her kesimden muhatabını ikna edecek yeterlilik ve içtenlikte olmasının yanında, farklara ve bunların gereklerine saygılı olunmasını gerektirir. Geçen seçimler bize göstermiştir ki, AKP"nin ortaya çıktığı zamana tekabül eden Türkiye"nin siyaset alanındaki kısırlığı içinde AKP, bir umut olarak görülmüş, ancak partinin problemleri çözmede daldan dala atlaması, çözümsüz bırakması bu umutları boşa çıkarmıştır. 22 Temmuz sonuçlarında, AK Parti"nin başarısı kadar, diğer partilerin başarısızlığı da etkili olmuştur. Bunun yanında partinin birçok hususta yanlış/eksik adımlar attığı ortadadır. Hükümetin patlak veren Irak sorununu ilk başlarda sadece Türkmen Meselesi şeklinde algılaması, anayasa değişikliğinde elle tutulur bir adımın hala atılamamış olması, silahlı güçlerin siyasetteki etkin rolünün zayıflatılmasındaki yetersizliği, dünyanın en demokratik Müslüman çoğunluklu toplumu olmasına rağmen başörtüsü-laiklik meselesini çözüme kavuşturamaması, 301 ve özgürlükçü, eşit, ayrımsız insan haklarını önceleyen uygulamanın yaşamsallığa geçirilemeyişi partinin bu alandaki yetersizliğini yeterince ortaya koymaktadır. Vesselam. Turgut Özatlı Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Okuyan: 4312
1. 21.05.2008 17:13 çalışan hata yapar Çalışan insan, çalışan parti hata yapar, hatasız kul olmaz... ancak hiçbir iş yapmadan yatan muhalefet, herşeyi eleştiren hiçbirşey yapmayan medyacılar hata yapmaz... Misafir Yorumlar
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||
| Sonraki > |
|---|









