Ana Sayfa arrow Türkiye - Dünya arrow Varım...
Perşembe, 04 Aralık 2008
 
BOLU HABERLERİ
Ana Sayfa
Haberler
Spor
Hava ve Yol
TÜRKİYE ve DÜNYADAN
Batı Karadeniz
Türkiye - Dünya
BOLU TANITIMI
Görüntülü Tanıtım
ÇOK OKUNAN HABERLER
Ziyaretçi Defteri
Defteri Oku
Deftere Yaz
BANK ASYA 1. LİG
Puan Durumu
Maç Sonuçları
Boluspor'un Maçları
Bolu'da Hava Durumu
Resim Galerisinden

Karacasu Yolunda Çalışmalar Devam Ediyor

Link Değişimi
Karabük
Şifalı Bitkiler
Bolu İn Bolu
Evden Eve Nakliyat
Göynük
Mudurnu
Resimli Haberler, Artık Sitenizde...
Varım...
Çarşamba, 06 Şubat 2008

         Sevgili Boluhaber okuyucuları yine hüzünlü bir hikaye ile karşınızdayım. Aslında her hikaye de küçük ayrıntılarla değinen bir yorum yapmak istiyordum ama okuyucuların yorum yapamadığını gördüğüm için bundan vazgeçtim.

 

Özellikle şunu belirtmek istiyorum paylaştığımız bu yazıları ve hikayeleri birinci elden yazan ben değilim, bazı yanlış anlaşılmalar olduğu için belirtmekte yarar gördüm. Beğendiğim ve yayınlanmasında yarar gördüğüm anonim hikaye ve yazılardır tabiî ki aSka dair olmak kaydı ile…

 

         İlk yazılarımdan birinde şöyle söylemiştim:

         - ‘’Hayat tesadüfler, başlangıçlar, fırsatlar ve keşkelerle dolu bir denizdir… Ve bu denizde insanın karşısına neler çıkacağı hiç belli değildir,’’

         Her doğan gün yeni bir başlangıç hayatımızda ve her anı tesadüflerle geçirdiğimiz koca bir ömür saniyelerin farkına vardığımızda… Fırsatlar ise yeni bir umut, yeni bir yol, yeni bir renk, yeni bir heyecan monotonlaşmış günlerimizi renklendiren umutlarımızı yeşerten… Keşkeler kaçırılan fırsatların ardından söylenmiştir hep biraz hüzünlü, biraz kırgın, biraz da üzgün; Eh! tozpembe bir dünyayı masallarda yaşadığımıza göre bu da hayatın tuzu, biberi olsa gerek…

          Keşkelerle geçirilmiş bir hayatı yaşamak zordur öyleyse yürekli olmak lazım güçlü ve kararlı olmak lazım vereceğimiz kararlarda korkmadan, tereddüt etmeden ve umudumuzu yitirmeden hareket etmeliyiz… Yanlış kararlar verebiliriz önemli olan sonuç değildir kararımızı net bir şekilde ortaya koyabilmek ve sonuçtan olumlu ya da olumsuz ders çıkarabilmektir…

         ‘’Umutlarından önce tükenmeli ömrü insanın.’’ Umudun bittiği, tükendiği an her şey biter, ömür biter, hayat biter…

 Düşünün; Bir geminin kaptanısınız ve öyle bir fırtınaya yakalandığınız ki, dalgalar geminin boyunu aşıyor… Bu fırtınada ilerleyemezsiniz gemiyi batırmamak ve hayatta kalmak için dalgaların üstüne gitmelisiniz; tıpkı korkularınız gibi siz onlardan kaçtıkça karşınıza çıkarlar üstüne gitmelisiniz ki korkularınızdan kurtulabilesiniz…

Korktuğunuz bu fırtına ve her fırsatta gemiyi alabora edeceğini düşündüğünüz dalgalar üzerine gittiğinizde sanılanın aksine sizi yutmayacaktır hatta daha çabuk ilerlemenizi sağlayacak ve sizi sırtında taşıyacaktır…

 

Hüzünlü bir hikaye…

 

         Bilgisayar Başında…

 Saatlerdir bilgisayarın başında oturuyordu, hala beklediği mail gelmemişti, silkindi. Kaç saat olmuştu bilgisayar başına oturalı? İki saatten fazla olmuş, koskaca iki saat.

Arkadaşları yemeğe davet etmişti, Sinan sinemaya, oda arkadaşları iste fal partisine... Hiçbirini kabul etmemişti. Simdi bu ucra internet kafe de gelecek o maili bekliyordu. Daha ne kadar sürecekti? Kim bilir belki bugün hesabına bile girmemişti, girmeyecekti. Girse bile yazacağı daha önemli insanlar vardı belki... Belki de onun ona önem verdiği gibi o ona önem vermiyordu? Yok canim! O da en az Sevgi kadar değer veriyordu Sevgi´ye, yazdığı her mesajın karşılığı ertesi güne geliyor, hadi ertesi gün olmadı birkaç gün içinde gecikmenin özrünü de içeren mail hesabında bekliyordu Sevgi´yi.

Aylar olmuştu yazışmaya başlayalı, bir kez bile aksamamıştı mailler. Taa ki bu haftaya kadar. Hafta başından beri tek bir satir gelmemişti ondan. Tuhaf! Oysa kendisi yazacak bir şey bulamasa ki bu da ayda yılda bir olurdu! Forward edilmiş mesajlar gönderirdi, güzel sözler, fıkralar ya da ufacık bir e-kart.

Üçüncü gün dayanamamış, onu merak ettiğini söylediği bir mail göndermişti: - Heeeeeey, öldün mü kaldın mı? Haber verseneeeeeeeeeeee! diye şakalaşmıştı üstelik.

Ses seda yoktu yine karşı tarafta, beşinci gün iyiden iyiye meraklanır olmuştu hatta bir sapığın onun hesabına girip gelen mesajları ondan önce okuyup sildiğini bile düşünmüştü. İyisi mi oturup bütün gün bekleyecekti bilgisayar başında, hem içinde de bir şüphe kalmayacaktı böylece.

Bugün sekizinci gün de bitmişti. Yine en ufak bir yazı bile gelmemişti. Unuttu beni diye geçirdi içinden.

- Tabii, ne bekliyordun ki! diye kızdı kendi kendine. Alay etti bir sure bu çocukluğuyla. Hiç görmediği, sadece yazılarıyla, şiirleriyle tanıdığı biriydi karşıdaki ve hep öyle uzakta öyle bilinmez kalacaktı. ne bekliyordu ki? Kendisi de bilmiyordu. Hayalinde bu yazıları yazan kişiyi bir türlü canlandıramıyordu. Ne zaman gözlerini kapasa sadece bir çift el görüyordu, klavyenin tuşlarına dokunan güzel parmaklar... Bu elin kime ait olduğunu görmeye çalışıyor didiniyor ama hayali bir anda dağılan sis gibi yok oluyordu.

Ertesi gün soluğu yine bilgisayar başında aldı. Bekledi, bekledi. Birkaç arkadaşından gelen mailleri yanıtladı hemencecik. Aslında böyle beklemek fena da olmuyordu hani. Zaten tatildeydi yapacak başka bir işi yoktu, arkadaşlarından çoğu eve dönmüştü kalanlar ise onu çağırsa da o pek istemiyordu. Bu düşüncelere dalmışken yeni bir mesaj geldi! Hayret adres pek yabancıydı ona. Biraz tereddüt ettikten sonra yüreği korku içinde açtı maili;

-"Merhaba ben Akın’ın çok yakın arkadaşıyım. Kendisini trafik kazasında kaybettik, telefon defterinin arasında sizin mail adresinizi bulduk ve haber vermeyi uygun gördük. Başımız sağ olsun"  diyor ve devam ediyordu ama mailin devamı onu ilgilendirmiyordu artik.

 Okuyacağını okumuştu zaten. Kaçıncı ölüm haberiydi bu, bu kaçıncı değer verdiği insandı yitirip giden? Bazen bütün uğursuzluğun kendinde olduğunu düşünüyordu. Sonra saçma geliyordu düşündükleri, ama ne fark ederdi ki iste çok sevdiği, her gün yazdıklarıyla onun gününe renk katan o kişi artik yoktu. Koca bir şaka olamaz mıydı? Ne yapacaktı simdi? Beklediği mail gelmiş miydi? Ne yani kalkıp gidecek ve bir daha gelemeyecek miydi? Bir daha o güzel mesajları göremeyecek bir daha o elleri hayal edememenin üzüntüsüyle doğruldu. "Cebinden size henüz yollamadığı, yollamak için doğum gününüzü beklediği bir şiir bulduk. Tıpkı sahibine ulaşmamış bir mektup gibi duruyordu oracıkta. Aşağıda onun size için yazdığı son şiiri bulacaksınız."  Var misin? Biliyorum şaşıracaksın,Son sözler gibi gelecek kulağına,Yooo yanılmıyorsun, son sözler bunlarBu uzaklığı kaldırmak için ortadan sadece ufacık bir histikSen bana ben sana iki satir laf iki mısralık şiirdik,Bir gülücüktük, bir soru işareti,Anla artik! sözler var ama satırlar yetersiz,Düşünceler var ama sayfalar yetersiz, Anla artik, biliyorum bir sen var bir de ben, Uzak uzak yerlerde ayrı ayrı şehirlerde Ama desem ki sana, biz demeye var mısın? Desem ki ne sen olsun ne de ben Bir biz olalım Var mısın?

Akın Yıldız

 

Şaşırmıştı, istemezdi etraftakilerin gözü önünde ağlasın. Hiç adeti değildi ne de olsa. Oysa Akın hep:

-"Nasıl hissediyorsan öyle ol başkalarını boşver  " derdi. İste her zamanki gibi yine dinlemişti onun sözünü. Demek o da aynı şeyleri hissetmiş, o da artik bu uzaklığı kaldırmak istemişti. Doğum günü geçmişti. Hem de yine bilgisayar başında. Yeni bir yaşa daha girmişti iste, yepyeni bir yaş, yepyeni umutlar, acılar, mutluluklar. Her yaş olgunlaştırırmış biraz daha insani, belki de en çok bu yaşa girdiğinde olgunlaştığını anlayacaktı yıllar sonra arkasına dönüp baktığında kim bilir. Akın! Kahretsin, seni şimdiden özledim diyerek hıçkırıklara gömüldü. Neden sonra eli yanıta gitti. Akın´a geç kalmış bir yanıttı bu. Sadece tek bir sözcük yazdı: VARIM!...
Okuyan: 1187

Yorumlar (2)
RSS yorumları
1. 07.04.2008 01:29
güzel bir hikaye duygulandım valla bir an kendimi koydum onun yerine hüzünlü ama aşk olunca içerisinde hüzünler tatlı tatlı acıtıyor insanı
Misafir
aydost
2. 03.03.2008 20:00
teşekkür
arkadaşım yazılarını beğenerek okuyorum,yeni yazılarını ilgiyle bekliyorum ...
Misafir
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Yorumlar
  • Konu ile alakalı olmayan ve BÜYÜK HARFLE yazılan yorumlar, yayınlanmayacaktır.
  • Kişi veya kurumlara yönelik hararet vb. olumsuzluk içeren yorumlarda sorumluluk, yorum yapana aittir. Yorumun aktif edilerek haber altında gösterilmesi, sorumluluk sahibini değiştirmez.
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Bu habere yorum yapılırsa, bana e-posta gönderilsin

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >
Son Haberler

Er-Tes Isı Tesisat

Yelda Baykız
 
Söylemler
 
Diğer Yazıları
Sinan Bilir
 
Atatürk, Çiftlikte; Şimdikiler, Nerede?
 
Diğer Yazıları
Murat Bayram
 
İklim Değişimleri
 
Diğer Yazıları
Çetin Bozkurt
 
Kör Adam
 
Diğer Yazıları
aSka Dair...
 
Mor Menekşeler!
 
Diğer Yazıları
Onur Yamak
 
Tiyatroda Canlandırma ve Bolu'da Heye(canlandırma)
 
Diğer Yazıları
Sacit Ekerim
 
Oruç, Çağın Problemlerine Çözümler Sunuyor
 
Diğer Yazıları
Sizden Gelen
 
Anadolu’da Mutlu Olmak
 
Diğer Yazılar
Haber Kullanım Aboneliği

AA - CHA - İHA

Ziyaretçi Bilgisi
Bugün3030
Dün3203
Bu Hafta11689
Bu Ay11689
Toplam660557