| Çanakkale Asla Geçilmeyecektir |
| Çarşamba, 19 Mart 2008 | ||||||||||||||||||
|
Çanakkale bir devrin kanla yazılmış öyküsüdür. Kızıl renkte akan deniz, şehitlerin Çanakkale Boğazına geçilmez yazdırdığı kan denizidir. Çanakkale kanların oluk oluk denize döküldüğü, her metrekaresine altı bin merminin düştüğü vatanımızın kızıl renkli toprağının adıdır. O topraklar için ki; vatanın bir çok yerinde o yıl liseliler mezun verememiştir. Üç yüz metrekaresine elli şehit düşmektedir. Üç yüz bine yakın askerimiz o topraklarda şehadet şerbetini içmiştir. Bolu'muzdan ise, üç yüz elli biri Düzce’den toplam bin dört yüz beş askerimiz bu vatan için Çanakkale’de şehit düşmüştür.
Bu Müslüman milletin vatansever evlatları, vatanını işgal edecek düşman askerlerine karşı bir vücut halinde cepheye koşmuştur. Yüzlerce köyden bütün erkekler Çanakkale’deki yerini almışlardı. Düşmanla aralarındaki mesafe onlara her an şehadete ulaşacağının habercisi olsa da geri çekilmeyi aklının ucuna getirmiyor, ne hanımının karnındaki bebeğini, ne de yeni evlendiği hanımını düşünmek onu düşmanla kanının son damlasına kadar savaşmaktan alıkoyuyordu. Düşmanla savaşmayı namus meselesi, şehadeti ise Rabbinin bir lütfu olarak algılıyordu. Düşmanın top seslerine Allahu Ekber nidalarıyla karşılık veriyordu. Günlerdir uyuma imkanı bulamamasını, boğazından bir lokma ekmek geçmemesini düşmana belli etmekten haya ediyordu. Ona zor gelen günlerce aç kalması, uykusuz kalması değil, düşman askerinin vatan toprağına ayak basması idi. Süngüsünden mihrap yaparak Rabbinin huzuruna durur, ardından ellerini kaldırıp, gözünü yukarı diker, ağzını açar, gözyaşları içerisinde Rabbine şöyle nidada bulunurdu: “Ey alemlerin Rabbi! Ey şu öten kuşun, şu gezen ve meleyen koyunun, şu secde eden yeşil ekin ve otların, şu heybetli dağların Halikı! Sen bütün bunları bu Müslüman millete verdin. Yine onlarda bırak. Çünkü; böyle güzel yerler, seni takdis eden ve seni ulu tanıyan bu millete mahsustur. Ey benim rabbim! Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri, ismi Celalini İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle ve huzurunda titreyerek, böyle güzel ve sakin bir yerde sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle!” Ardından sipere koşuyordu. Mustafa Kemal, gözünü kırpmadan üç dakikaya kadar öleceğini bilerek sipere koşan askerleri şöyle tarif ediyor: “Karşılıklı siperler arası sekiz metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamayarak kamilen şehit düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar gıpta edilecek itidal ve tevekkül ki, ölenleri görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiçbir tereddüt bile göstermiyor, sarsılmak yok!... Okuma bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şehadet getirerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şayan-ı hayret bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.” Bu gün vatanımıza göz dikmiş hainler bilmelidirler ki; bu millet Van’da Diyarbakır’da vatanın her yerinde Çanakkale destanı yazacak güçte, korkmadan cepheye koşabilecek birlik ve beraberlik içerisindedir. Ne yazık ki, vatanımızın birlik beraberliğini zedelemek isteyenler, bunu asla başaramayacaklardır. Cepheye gidecek Muhammed ve Hasanların anne adaylarını, başörtüleri sebebiyle üniversiteye girmelerine engel olmaya çalışanları bu millet anlamakta güçlük çekmektedir. Çanakkale’ye avuçlarına kına yakarak evlatlarını gönderen analar, bu günde aynı şekilde evlatlarını askere göndermeye devam etmektedir. Yarın da devam edecektir. Geleceğin annelerine bu haksız muameleyi reva görenler, elbette bir gün utanacaklardır. Düşman güçler böyle bir ortamı şiddetle istemekte, bu ortamdan kazanç elde edebilme arzusundadırlar. Geleceğin anne adayları özgür bir şekilde okullarına gidebilmeli, dinlerini rahatça yaşayabilmeli, en güzel eğitimi almalıdırlar. Bu ortamdan nasiplenmek isteyen güçler, şunun idrakine bir kez daha varmalıdırlar ki; yetmiş beş milyonluk T.C. devleti Lazıyla, Kürtüyle, Türküyle, Çerkeziyle, Abazasıyla, başı açığıyla başı örtülüsüyle tek bir vücuttur; birlik içerisindedir, beraberlik içerisindedir. Bu beraberliğini hiçbir zaman hiçbir kimse bozamayacaktır. Bütün dünya şunun idrakine bir kez daha varmalıdır ki; bu ülke uğrunda binlerce şehit verilmiştir. Her damlası kanlarla yoğrulmuş bu vatan başka hiç kimseye yar olmayacaktır. Bu vatan bizlere atalarımızın emanetidir. Onların kanlarıyla kazanıp bıraktığı emanetlere sımsıkı sarılacağız. Onlara her zaman dua ettik, dua etmeye devam edeceğiz. Çanakkale geçilmedi, geçilmeyecektir, Çanakkale geçilmez! Okuyan: 1981
Yorumlar
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||||||||||||||
| Sonraki > |
|---|







