| Bize Ne Oluyor? |
| Çarşamba, 18 Haziran 2008 | ||||||
|
O olaya tanık olduğumda bu başlığı atmıştım zaten. Başlık için hiç uğraşmadım, kafa patlatmadım yani. Konu özetle şöyle; bir apartman tezahür edin kafanızda. Beşinci katında oturuyorsunuz. Ve sağlık sorunlarınız nedeniyle başka bir şehre gitmek zorunda kalıyor, cerrahi bir operasyon geçiriyorsunuz. Hasta yatağında yatıyorsunuz ve bir telefon geliyor; “Evinize kapınızı kırarak hırsız girdi.” Acaba ne yapardınız? Nasıl diyerek olayı anlamaya mı çalışırdınız? (Çünkü, daireniz apartmanın giriş katında değil, beşinci katında...) Hasta yatağınızdan hemen kalkar veya refakatçinizi mi yollardınız? (Ki. öyle oldu.) Yukarıda yazdıklarım, daire sahibini suçlamak değil de komşuluk diyaloglarımızı sorgulamaya yönelik aslında. Evet. Maalesef olay aynen oluyor. Çok katlı apartmana hırsız veya hırsızlar giriyor, daire zillerine basıyorlar. Sonra da sahibi, sağlık sorunları nedeniyle başka bir şehre gitmiş olan dairenin KAPISINI KIRIYORLAR. İçeri girip hırsızlık eylemini gerçekleştiriyorlar. İnanılır gibi değil. Ya da bana öle geliyor. Apartmandasınız. Öğleden sonra olduğu için hava hala aydınlık. Adam veya adamlar apartmana girip daireler arasından (yani aileler arasından) PAT KÜT KAPIYI KIRIYOR ve içeri giriyorlar. Bu apartmanda oturan bir aile veya o saatte evde kim varsa; "Ya bu gürültü nedir acaba? Ne oluyor böyle. Acaba komşum tamirat mı yapıyor. Bir bakayım yardıma ihtiyacı var mı?" diye bile sormak lüksüne girmiyor. Sonra ise, dairelerdeki çöpleri toplamak üzere apartmanı dolaşan kapıcı görüyor kırık kapıyı da, önce sözde komşulara sonra polise haber veriyor. Sonrasını herkes biliyor zaten "Nerde bu devlet, nerede bu polis ve bu milletin çivisi çıkmış" yaygaraları. Evet, çıkan bir şeyler var ama çivi değil. Keşke çivisini çıkartsalar. Asıl çıkanı bulmak için insanlarımızın başkalarının evinin önünü süpürmek yerine kendi evlerinin önüne baksalar. "Söz konusu vatan ise, gerisi teferruattır" demiş ATAMIZ. Biz de kendisinin izinden (işimize geldiği gibi yorumlayarak tabiî ki) giderek ülke kurtarmak için mangalda kül bırakmıyor ama değerlerimize gelince ne hikmetse unutuveriyoruz. Ve de sonra gündüz her evin önüne dikebilecekmişiz gibi polisi, emniyet güçlerini suçlayıp zeytin yağı oluveriyoruz suyun üstüne çıkan. Hiç birimiz demiyoruz ki; "Ya evet ben baksaydım bir de en azından soyguncuları görseydim." Ama maalesef demiyoruz işte. Çünkü modernlikte, Avrupa milletlerinde yoktur öyle şeyler. Sonuç olarak; O zaman çivisi çıkmadan önce çıkartana bakmamız ve çıkartanları bulmamız, hırsız ve hırsızlıkların az, komşulukların, sıcaklıkların çoğalması dileklerimle... Hoş ve Hoşçakalın Okuyan: 2032
1. 18.06.2008 22:28 komşuluk ne demek. eskiden vardı o komşuluk yardımseverlik , annelerimiz biryere gidince okul dönüşü konmşuda kalırdık yemeğimizi yerdik çayımızı içerdik aynı bir anne baba gibi davranırdı komşular bize ama şimdi anlatmaya bile gerek yok, biz teröristleri dağda arıyoruz dağdaki terörden çok içimizdeki kültür, saygısızlık, sevgisizlik, dayanışma ve nice terörler türedi bunlarla savaşalım gerisi vız gelir, abi görüşelim bi Misafir Yorumlar
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Maalesef tanık olduğum ve Gazetemiz "Bolu’da Yenihayat"ın birinci sayfasından verdiğimiz bir haberi yorumlamak için yazıyorum bu hafta içim burkularak.



