| Kendinizi Aşın! |
| Çarşamba, 16 Temmuz 2008 | ||||||
|
Hayatımda açtığım kaçıncı beyaz sayfa acaba bu bilemiyorum. Diğerlerinden tek farkı 1 sayfa boş bırakıp yeni bir sayfaya geçeceğime, defterimi tam ortasından açmam. Sebebini bilmiyorum. Belki de bir önceki sayfalarda yer alan kalem darbelerinin bir sonrakinde yer almasındadır. Beyaz bir sayfa ama diğer sayfaların izlerini taşıyor. Hazır olmadığımı biliyorum. Geçmişi geride bırakmaya beni olumsuz etkileyen her bir olayı kabullenmeye hazır değilim. Ama şu bir gerçek ki, bunu yapmak zorundayım. Geleceğe umutla bakmayı bırakın, bugünümü hatta şu içerisinde bulunduğum anımı bile huzur ve barış içerisinde yaşayamıyorum. Evet, biliyorum, sizleri duyar gibiyim. Kimi çevreler tarafından depresyon olarak tanımlanmış bu rahatsızlık, bana göre hayat ile kavga etmekten ve inatlaşmaktan başka bir şey değil. İstediklerimi gerçekleştirebilmek için yalan bir dünya yaratıp “doğru” dünyayı kabullenmekten öte bir şey yok benim yaptığımda. Tıpkı “Kafka” gibi. Tıpkı “Martı Jonathan” gibi. Bazı konularda diğer insanlarda farklı düşünüp farklı davrandığımı biliyorum. Bunun farkındayım. Hatta bu düşünceler ve davranışlar, kimi zaman dışlanmama ya da anlamsız bakışları üzerime çekmeme neden olabiliyor. Ancak onların anlamadığı şu ki; bana ve benim hayat görüşüme sahip diğer insanlara da onlar farklı ve sıra dışı geliyor. Sıradan olmak, toplum ahlakını ve düzenini bozmayacak kurallara bağımlı yaşamak ve en kötüsü sonsuz yaşam içerisinde bize gösterilen hapishane içerisinde belirlenen esneklik payı çok az olan sınırlarla hayatı devam etmek... Oldum olası bunların hiçbirine tahammül edemedim. Etmeye de niyetim yok açıkçası. Sebebi çok açık. Bakın birkaç örnek vereceğim size. Şimdi ilkokulu düşünmenizi istiyorum. Çok net hatırlıyorsunuz değil mi? Hatta “dün” gibi. Ya da çok uzağa gitmeyelim. Geçen kışı düşünün!.. Hava soğuk, kar fırtınaya dönüşmüş, tüm Bolu yine karmaşa içerisinde. Sanki “bu sabah” gibi değil mi? Peki, sorarım size, sınırlı günlerimiz olan bu dünyada, göz açıp kapayana kadar geçen bu hayatta “neden” sınırlarınız ile yaşıyorsunuz? Sizin çizmediğiniz ama "olması gereken budur" adı altında kabul ettirilen toplumsal hatta dünyasal baskı ve sınırlar... Kural şu değerli okuyucularım. Sevgi, doğruluk, saygı ve dürüstlük ile devam ettiğiniz sürece “kural” diye bir şey yoktur. Kendinizi aşın! Olanaksız olan tek şey, bir şeyin olanaksız olduğunu düşünmektir. Oluşmuş koşullar içinde kendi koşullarınızı yaratmak ve hayatı yönetmek zor değil. Yeter ki, içinizdeki güce karşı inancınızı kaybetmeyin. Sevgi ile kalın, Burcu BAŞMAN (İstanbul / Temmuz 2008) Okuyan: 1162
1. 25.07.2008 02:40 gereksiz hayatını boş boş gereksiz bi şekilde idame ettiriyorsan tabiki geçmişdeki günler sana unutamayacağın kadar yakın zamanda gözükebilir.hatta o günler arasında pek de fark yoktur.belli bi kaç kitap okumuş ve onlardan örnek verip boş bi insan değilim ben okudum yazdım ve sonunda hayatın böyle olduğuna karar verdim fikrindesin.bence sende eksik olan şey inanç..."nebattım hayvan oldum,hayvandım insan oldum.şimdi ölüyorum;ölmekle eksilmiyorum,neden üzüleyim."(mevlana) Misafir Yorumlar
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||
| Sonraki > |
|---|

Site Kullanımı 


