| Türkiye'de Tüketilen Etin Yüzde 25'i Kaçak |
| Pazar, 20 Temmuz 2008 | ||||||
|
Yetkin, bugün İçkale Otel'de düzenlediği basın toplantısında, 2008 Hayvancılık Sektörü Raporu'nu açıkladı. Geçen yıl kırmızı et üretiminin 2006 yılına göre toplamda yüzde 31,54 oranında artarak 576 bin 841 tona ulaştığının altını çizen Yetkin, ancak 1990 yılında kayıt altında 560 bin ton et üretilirken, 18 yıl sonra yeniden bu rakama ancak ulaşabilmiş olmanın çok düşündürücü olduğunu ifade etti. Kaçak et sorununa dikkat çeken Yetkin, ''Türkiye'de et tüketiminin 1 milyon 200 bin ton civarında olduğu hesap edilmektedir. Türkiye'de tüketilen etin yüzde 25'inin kaçak olduğu düşünülürse, kayıt dışı üretimin 400 bin ton civarında olduğu hesaplanmaktadır'' dedi. 1980'de Başlayan Gerileme Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren hayvancılıkta sürekli denilebilecek bir gelişme sağlanmışken, 24 Ocak 1980 kararlarıyla başlayan dönemde hayvancılıktaki tablonun sürekli bir gerilemeye dönüştüğünü iddia eden Yetkin, bu dönemde hayvan ve hayvansal ürünler üretimine verilen teşviklere son verildiğini belirterek, ''1980'lerin ortalarından itibaren uygulanan serbest pazar politikaları nedeniyle büyük bir ithal et furyası başlamıştır. Bunun sonucunda Türk hayvancılığı büyük bir darbe yemiştir'' diye konuştu. İkinci Darbe, Özelleştirme Yetkin, şöyle devam etti: ''Hayvancılığımıza indirilen ikinci büyük darbe, Et ve Balık Kurumu (EBK), Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) ve Yem Sanayi gibi tarımsal kuruluşların özelleştirilmesi olmuştur. 1952 yılında kurulan EBK, özelleştirildiği 1995 yılına gelindiğinde 29 kombinaya sahipti. Bu kombinalar gerek üreticinin yetiştirdiği hayvanların değerlendirilmesinde, gerekse hayvan hastalıklarının denetlenmesinde önemli bir işleve sahipti. Et ve Balık Kurumu Özelleştirme sonrasında bu kombinalardan 10'da 9'u kapatılmıştır. EBK şu anda et piyasasında yüzde 1 paya sahiptir. EBK'nın tekrar hayata döndürülmesi elbette olumlu bir gelişmedir, ama EBK'ya istisnai bir statü verilmediği için şu anda EBK istenilen güçte değildir. Şu anda kurumun en önemli sorunu pazarlama sorunudur, en azından EBK, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyacını dahi karşılasa biraz soluk alması mümkün olabilecektir. Üçüncü Darbe, %200 Kredi Faizi 2001 krizi sırasında besicilere verilen kredi faizlerinin yüzde 200'lere ulaşması ise hayvancılığa vurulan üçüncü darbe olmuştur. Hayvancılığın gerilemesinde rol oynayan bir diğer önemli etken de meraların hızla yok edilmesidir. 1940 yılında 44 milyon hektar olan çayır mera alanları, 2000'li yıllarda 12 milyon hektara kadar düşmüştür.'' İstanbul'da %60 Kontrolsüz Kesim Yetkin, İstanbul'daki et kesiminin yüzde 60'ının kontrolsüz olduğu, ruhsatlı mezbaha oranının yüzde 30'u geçmediğini öne sürerek, bu durumda kesilen etlerin yarıdan fazlasının denetim dışı kesildiği için imha edilmesi gerektiğini kaydetti. Kaçak Hayvancılık Türkiye'de semt pazarlarıyla ilgili herhangi bir denetimin olmadığına dikkat çeken Yetkin, kaçak hayvan girişinin ekonomiye ve hayvancılığa verdiği zararın dışında, insan ve hayvan sağlığı açısından da büyük bir risk oluşturduğunu, sık sık rastlanan şap, şarbon, tüberküloz, bruselloz gibi hastalıkların hayvan ve insan sağlığını tehdit ettiğini anlattı. Hayvan Sayısı ''Büyükbaş hayvan sayısında artış, küçükbaş hayvanda azalma var'' diyen Yetkin, bu duruma bağlı olarak büyükbaş hayvan varlığının 1983-2005 yılları arasında 13 milyondan 10,6 milyona düştüğünü kaydetti. 2006 yılında da yaklaşık aynı seviyede kalan büyükbaş hayvan sayısının, 2007 yılında TÜİK Hayvansal Üretim verilerine göre yüzde 1,36 artarak 11 milyon 121 bin 458 başa yükseldiğini kaydeden Yetkin, 1983-2005 yılları arasında koyun varlığının 40 milyondan 31,5 milyona düştüğünü, 2006 yılında azalmaya devam eden koyun sayısının 2007 yılında 25 milyon 475 bin 293 başa kadar gerilediğini anlattı. Yetkin, toplam küçükbaş hayvan sayısının ise 2007 yılında yüzde 1,55 azalışla 31 milyon 761 bin 651 olduğunu, koyun varlığındaki azalmanın ekonomiye maliyetinin 3 milyar dolar civarında tahmin edildiğini kaydetti. Yetkin, ''Büyükbaş hayvan sayısındaki artışta 2001 krizi sonrasında dibe vurmuş olan hayvancılığa verilen desteklerdeki artış rol oynadı. Hayvancılık desteklemelerinde son 5 yılda yaklaşık 17 kat artış gerçekleşirken, destek rakamı 1 milyar 250 milyon YTL oldu'' şeklinde konuştu. Sütte Verim Arttı, Ama... Sütte verimin arttığına dikkat çeken Yetkin, ancak sütün yalnızca üçte birinin kayıt altında olduğunu vurguladı. Yetkin, sütteki durumla ilgili olarak şu tespitlere yer verdi: ''Süt üretimi, 2007 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3,16 artarak 12 milyon 329 bin 789 ton olarak gerçekleşti. Bu miktarın yüzde 91,48'i inek sütünden, yüzde 6,35'i koyun sütünden, yüzde 1,93'ü keçi sütünden, yüzde 0,25'i ise manda sütünden oluşuyor. Daha verimli üretim yapıldığı için hayvan sayısında azalmaya rağmen üretim 12 milyon tonun üzerine çıktı. Bu da ülkemizde ortalama süt veriminin arttığını gösteriyor. Sokak Sütünün Oranı %40 Ancak hayvancılığı gelişmiş ülkelerde üretilen sütün yüzde 90-95'i modern tesislerde işlenirken, Türkiye'de üretilen sütün yaklaşık yüzde 13'ü modern fabrikalarda, yüzde 47'si büyük işletme ve mandıralarda değerlendiriyor. Geri kalan yüzde 40'lık bölüm ise 'sokak sütü' olarak değerlendiriliyor. Sütte Anormal Ticari Kar Sütün üreticiden çıkış fiyatı ortalama 500 YKr iken, satış fiyatı 1 YTL ile 2 YTL arasında değişen fiyatlarla tüketiyor. Yüzde 100'ü bulan bu farklar normal ticari karların çok ötesinde. Süt fiyatlarında özellikle dikkati çeken aracı karı yüksekliğinin en büyük nedeni geçtiğimiz dönemde SEK'in 2015 Yılındaki Et Açığı İbrahim Yetkin, Türkiye'nin halen et tüketimini karşılayabilecek düzeyde üretimi gerçekleştirmesine karşın, Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) verilerine göre gerekli önlemlerin alınmaması durumunda 2015 yılında 170 bin ton civarında bir et açığının oluşacağına dikkat çekti. İran ve Irak Sınırındaki Hayvan Kaçakçılığı Yetkin, kırmızı et sektöri ile ilgili olarak şöyle konuştu: ''Türkiye'de üretici kırmızı etin kilogramını 8 YTL civarında satıyor. Buna karşılık etin ortalama satış fiyatı 14 YTL civarında. Canlı hayvan kaçakçılığında, genellikle İran ve Irak sınırlarında yer alan Şemdinli, Yüksekova, Başkale gibi merkezler kullanılmaktadır. Bu bölgelerdeki otorite boşluğu ya da göz yumma nedeniyle kaçakçılar tarafından İran, Afganistan, Hindistan, Pakistan gibi ülkelerden toplanılan sığır ve koyunlar ülkemize sınırdan sokulmaktadır. Bu hayvanlar ya o bölgede kesilmekte ya da canlı olarak 'kaçak' sevk edilmektedir. Bazen de, bu hayvanlara menşe şahadetnamesi ve sağlık belgesi temin edilerek 'aklandıktan' sonra yasal yollardan bölge dışına çıkarılarak tüm ülkeye gönderilmektedir. Kaçak hayvan ticareti için özellikle ucuz olması nedeniyle hasta ya da terk edilmiş hayvanlar tercih edilmektedir. Besicilere göre, kaçağın en büyük göstergesi piyasadaki ucuz etler. Et üreticinin elinden 8 YTL civarında çıkıyor. Mezbahalardaki karkas etin fiyatına işletme giderleri, vergiler eklendiği ve ortalama kar oranı hesap edildiği zaman 12 YTL civarında bir fiyat çıkıyor. Oysa piyasada bu fiyatın altında et satılabiliyor. Dünya fiyatlarının 2,5-3 dolar olduğu düşünülürse, Türkiye'de 14 YTL olan ortalama satış fiyatı kaçakçılığı teşvik eden unsurların başında geliyor.'' Hayvan Kaçakçılığını Önlemek İçin Yetkin, canlı hayvan kaçakçılığını önlemek için Doğu'daki hayvanlara küpe takılması uygulamasından vazgeçilmesi gerektiğini, bu küpelerin kaçakçılığı yasal hale getirdiğini ve 3 milyar YTL'lik bir kaynak kaybına sebep olduğunu vurguladı. Gümrük Birliği Hayvancılığı Tehdit Ediyor Yetkin, Gümrük Birliği'nin de hayvancılığı tehdit ettiğini belirterek, Türkiye'nin AB üyeliği gerçekleşmeden Gümrük Birliği'ne girmesi ve gıda ürünlerinin bu anlaşma kapsamına alınmasının Türk hayvancılığına darbe vuran bir diğer gelişme olduğunu ifade etti. Beyaz et sektörünün, kuş gribinden sonra yem maliyetlerindeki artış nedeniyle de çok olumsuz etkilendiğini belirten Yetkin, 1990 yılında 217 bin ton olan piliç üretiminin 2007 yılında 1 milyon tonu geçtiğini kaydetti.
Okuyan: 143
Yorumlar
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin, Türkiye'de tüketilen etin yüzde 25'inin kaçak olduğu söyledi.







