| NEDEN KIBRIS? |
| Pazar, 07 Ocak 2007 | ||||||
|
Bugün, Avrupa Birliği'ne girebilmemiz için önümüzdeki en önemli engellerden birisi olan Kıbrıs konusunu neden sürekli olarak ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyorlar? Tarihsel geçmişe kısaca bir göz atarsak bunun yanlı sebebini daha net görmüş olacağız. Osmanlı, 1571 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından Venediklerinin elinden almış olduğu Kıbrıs'ı, 1878’de İngiltere'nin idaresine vermiştir. O tarihte Türk nüfusunun % 40 oranında olduğunu görmekteyiz. Ancak İngilizler, eline geçirmiş olduğu Ada'da, Türk kimliğini sistematik bir şekilde silmek için çok uğraşmıştır. Buna karşılık, İngiliz ve Rum kimliğini ise ön plana çıkartmıştır. 1947'ye kadar çeşitli şekillerde Türkler'e karşı saldırıların gerçekleştirildiği Ada'da Rumlar, "Enosis" (Yunanistan ve Kıbrıs'ın birleştirilme düşüncesi) çalışmalarını başlattı. Bunu pekiştirmek amacıyla 1955'te EOKA(Rum örgütü) kuruldu. Türk tarafı ise 1957 yılında aralarında Rauf Denktaş'ında bulunduğu Milli Mukavemet Örgütü'nü kurdu. Bu sırada iç çatışmalar bütün hızıyla sürüyordu. 1958 ve 1959 yıllarında Türkiye'nin Başbakanı Adnan Menderes zamanında Zürich ve Londra Antlaşmaları imzalandı. 1960 yılında artık iki milletin varlığı kabul ediliyor, yönetimde iki tarafta söz sahibi oluyordu. Cumhurbaşkanlığına Başpiskopos Makarios, yardımcılığına ise Dr. Fazlı Küçük getiriliyordu. Yönetim, eğitim, sağlık yönünden her konuda anlaşmaya varılmıştı. Tabii ki, bu durumu içine sindiremeyen ve Kıbrıs'ın tümünü kendi hakkı sayan başta Makarios olmak üzere Rumlar, bu duruma 1963 yılına kadar dayanabildi. Akristas planını devreye sokan Makarios Türk köylerine haince saldırılar başlattı. Yapılan antlaşmayı tek taraflı feshetme cesaretini gösteren Makarios'un bu davranışına BM Güvenlik Konseyi resmen göz yumdu. İ günümüze kadar sürecek olan hataların adımları atılmış oldu. Türkler Ada'da yok sayıldı. Türk hükümeti bu durumda beklenen karşılığı verememiş, ne yazık ki sesini tam anlamıyla duyuramamıştır. Acımasızca masum halkımızı öldürmeye ant içmiş gözü dönmüş Rumları durdurmak, birkaç yürekli Türk direnişçilerine kalmıştır. Bir anda tüm Ada, Rumlar'ın egemenliğine geçmeye başladı. İşte şimdi acı sahnelere yenileri eklenecek ve bu durum 1974 yılına kadar irili ufaklı devam edecekti. 74'te Ecevit hükümetinin üstün öngörüsüyle Rumlar'ın Megali İdea ( büyük hayal) darbe alacaktı. Daha sonra gelişen olaylar sonunda 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet'i kuruldu. Cumhurbaşkanı olarak da dünyanın en önemli ve yürekli liderlerinden biri olan Rauf Denktaş getirildi. Kısaca özetini anlattığım Kıbrıs meselesini aslında başından sonuna kadar kurcalayan, Ada'da Türk varlığını bir türlü kabul etmeyen Rumlardır. Günümüze döndüğümüzde yıllardır süren izolasyon ve tanımama gayretleri ne yazık ki hala devam etmektedir. Her ne kadar referandumda Rumlar "hayır", biz "evet" dediysek de, kazanan yine Rumlar oldu. Göstergesi ise çok basittir. Hem Güney Kıbrıs AB’ye girdi hem de Türkiye’nin müzakere sürecinin belli başlıklar dahilinde askıya alınmasını sağlamada önemli bir rol oynadı. Ne olursa olsun bilinmesi gereken tek şey; Kuzey Kıbrıs Türk’tür Türk Kalacaktır!.. Okuyan: 2102
Yorumlar
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








